- bu mevzuyu gündeme ilk getiren: mjora
tecrit kalksın
yorumlar, sorular, öneriler
tecrit kalksın konusunda yorumun mu var?
bu sitede hayattaki tecrübelerini ve isteklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
istiyor.us! a üye olmak için buraya tıkla.
istiyor.us! a üye olmak için buraya tıkla.





'Tecrit ve Keyfi Yasaklar Sürüyor'
Bu sıralar iki hapishane var gündemde. Kandıra ve Silivri. Ergenekoncular var birincisinde; ikincisinde Ergenekoncular yargılanacak.
Hiç kuşku yok ki, generallerin keyfi yerindedir; F Tipi hapishanelerin baş savunucuları eserleriyle övünüyorlardır da belki. Ama halktan yana olanlar için, yani F Tipi hapishanelerin asıl yapılış gerekçesi olan devrimciler için, F Tipi hapishanelerde sorunlar devam ediyor.
Başka bir deyişle, AKP, “verdiği sözü tutmayan” bir iktidar olmayı sürdürüyor.
Hapishanelerde tecrit ve keyfi uygulamalar sürüyor. 10 saatlik sohbet hakkı uygulanmıyor, mektupları keyfi gerekçelerle gönderilmiyor, toplatması olmayan yayınlar verilmiyor, aramalarda tutsakların eşyaları dağıtılıyor, disiplin cezası adı altında 90 güne varan görüş yasakları uygulanıyor. Tutsaklar mektuplarında hapishanelerde yaşananları anlatıyor.
“Benim önceliğim güvenlik”
Kandıra 1 No’lu F Tipi’nden Taner Korkmaz'ın 16 Temmuz 2008 tarihli mektubundan:
Genelge ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz. En son meclis alt komisyonunun açıklamaları olmuştu. Geçen gün de buraya 1. müdür ve 2. müdürler gelmişlerdi. Haliyle genelgenin uygulanmayışı üzerine konuştuk. Yeni bir gelişme yok... 1. müdür diyor ki; “Bana diyorlar, önce güvenliği sağla, ondan sonra fırsat olursa sosyal çalışmalar vs. de yaptırın. Benim önceliğim güvenlik”. Ve sonrası malum; yer yok, personel yok... Nihayetinde 5 saatlik programı kabul etmemizi istiyorlar.
Ayrıca müdür buraya gelmeden önce Adalet Bakanlığı'nın seminerine katılmış. Zaman zaman böyle toplantılar yapıp hapishanelerin durumunu değerlendiriyorlar sanırım. Müdür, yeni bir genelge yayınlanacağını ve 10 saat sohbet hakkının geri alınarak onun yerine tüm diğer etkinlikler ve hatta aile ziyareti vs. de dahil on saat etkinlik içeren bir muhtevaya sokulacağını söylüyor. Daha önce de benzer şeyler söylemişlerdi. Bunlardan beklenir elbette... Yayınladıkları genelgeyi hiç uygulamadan geri çekerek cümle aleme kendilerini teşhir etmiş olurlar.
Türkiye haritası yasak!
Bolu F Tipi'nden Mehmet Kulaksız'ın 15 Temmuz 2008 tarihli mektubundan:
Bugün adıma yatırılan Tutuklu Aileleri Bülteni hakkında herhangi bir toplatma kararı olmamasına rağmen Hapishane Eğitim Kurulu kararıyla haziran sayısı tarafıma verilmemiştir. Gerekçe olarak da “Kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceğinden” deniyor...
Yine bildiğin gibi sohbete çıkamıyoruz. Geçen ay birinci müdürle bu konuda ve genel aramayla ilgili bir konuşmam oldu. Öz olarak yer ve personel sıkıntısından dolayı genelgeyi uygulayamadıklarını söyledi. Bunları bakanlığın da bildiğini belirtti... Diğer bir konu da mayıs ayındaki aramayla ilgili konuşmamız oldu. Mayıs ayındaki arama her zamanki aramalardan farklı olmuştu. Gerek aramanın biçimi, gerek personelin tavırlarının normal olmadığını, bu şekilde aramanın olamayacağını, buna arama denilemeyeceğini hatırlattım... Müdür aramada yapılanların bilgisi dahilinde olmadığını söyledi... bu konuşmadan sonraki arama da benzer şekilde cereyan etti. Eşyalar ortalığa saçıldı, duvarda asılı Türkiye haritası sökülüp alındı...
“Güvenliği tehlikeye düşüren” bir tanıklık!
Uşak Hapishanesi'nden Filiz Gencer'in 21 Temmuz 2008 tarihli mektubundan:
Ben de 19 Aralık'ı Bayrampaşa'da yaşadım. Ve vahşetin tanıklarından biriyim. Bu konuda yazdıklarımın size ulaşması aşağıdaki gerekçeler sıralanarak engellendi. '(...) mektubunda taraflı bilgiler içerdiği, yapılan terör eylemlerini meşrulaştırıcı ve savunucu ifadeler kullandığı, suçu ve suçluyu övmeye yönelik yazılar olduğu, kamu kurumlarınca yapılan uygulamaları ağır ve taraflı bir şekilde ve kamu kurum ve kuruluşlarını suçlayıcı ve aşağılayıcı şekilde eleştirilerde bulunduğu, kamu kurum-kuruluşlarını ile güvenlik güçlerini hedef gösterdiği ve güvenliği tehlikeye düşürdüğü...’... bizler için bu davanın zaman aşımına uğramadığını bir kez daha ifade ederek satırlarıma son veriyorum.
Biri bitmeden diğeri....
İzmir Kırıklar F Tipi Hapishanesi'nden Ümit Çobanoğlu'nun mektubundan:
İdare hak, hukuk, yasa, tüzük dinlemeden keyfince hareket etmeye devam ediyor. Zaten haksız yere verdiği 'disiplin cezalarını' keyfince uyguluyor. iki tane üst üste 45 gün ziyaretçi kabulünden men cezası vermişlerdi. İlk 45 günlük cezanın 16 Temmuz'da bitmesiyle, 17 Temmuz'da ikinci ceza başlatıldı. Bir gün dahi boşluk vermeyerek tam görüş gününde ikinci ceza başlatılarak, görüşüm de engellendi. Normalde 90 günlük görüş cezası yoktur, fakat iki cezayı arka arkaya uygulayarak görüş cezasını 90 güne çıkarıyorlar.
1977-92 yillarinda frankfurt f tipi ceza evinde yatan gunter sonnenberg o yillarini $oyle anlatiyor:
''insan uzun sure kapali bir odada kaldiginda ,hicbir ses duymadigi ve hicbir insan gormedigi zaman ,pencereden dahi bakamadigi zaman ,yani ses ,gorme gibi uyaricilari almadigi zaman,hastalaniyor.bu bir i$kence.hic delil birakmayan bir i$kence.yani vucutta herhangi bir yara izi yok.ama insan farkediyor.cunku bilincini kaybediyor.hafiza kaybediliyor.gercekle hayal arasindaki cizgi kalkiyor.insan konu$mayida unutuyor,konu$tugunu ve du$undugunu ayırt edemiyor.yillar sonra di$ari ciktigimda ,insanlara soru soruyordum ama cevap alamiyordum.cok kiziyordum.sonra farkettim ki konu$muyormu$um, sadece soruyu du$unuyor$um...insan , tecriti kelimelerle anlatamiyor .serbest kaldiktan sonra,tecriti insanlara anlatabilmek icin bircok etkinlige katildim.her seferinde farkettim ki,insan bunu anlatamiyor.bunu ancak ya$ayan anlayabilir.tecritin insanin ki$iligine verdigi zararlari hissediyorsunuz ,ama anlatamiyorsunuz.bunu anlatabilecek kelimeler yok.sorunda burda zaten ''